POLONYA’YA KASTEN Mİ YENİLDİK?
YENİLDİK, İTALYA ANCAK FİNALDE KARŞIMIZA ÇIKACAK
Yazının Özeti:
Sosyal Medya'da "maçı bilerek Polonyaya verelim, İtalya'yla yarı finalde karşılaşmayalım" görüşleri çıkmıştı. Yenildik ve karşılaşmayacağız. Maça kazanmak değil, kaybetmek hedefiyle çıkmanın tartışmasıdır.

Yazının Tamamı:
Bu yazı takımla ilgili değil, sosyal medyadan başlayan, haliyle dünyaya yayılan hikayeyle, Üçpas Yorum’dan spora bakışımızla ilgilidir.
Polonya’ya kasten mi yenildik. Bana göre ”Hayır”.
2-2 olduktan sonra son set başlarken Voleybol grubuna yazmışım. “Umarın 4. seti rahat bitiren takımın 5. sette gevşemesi moduna düşmeyiz.” Çok karşılaşılan bir psikolojik vakadır. Polonya arayı açınca ilave ettim. “Düştük.”
Kasten filan aklımdan geçmedi. Maç öncesi sosyal medyada bu yönde ”taktikler, ”stratejiler” okumuş olsam da. ”Kaybedelim, çok güzel olacak” veya ”İtalya’yla şatafatlı bir final oynarız” gibi... Ciddiye almadım.
Maç sonrası bu defa "başardık" anlamlı mesajlar görüyoruz.
Devamında, Polonya'dan Sırbistan'a, Sırbistan'dan İtalya'ya, oradan Brezilya'ya herkesin diline düşersin. Hiç yadırgamayalım, onlara hiç kızmayalım. Kendimize bakalım. Neyi başardık?
Sporda formayı giydin mi maçı kazanmaya oynarsın. Mahalle maçında da, olimpiyatta da. Turnuvalar, müsabakalar bunun üzerine kurulur. Aksi, nedeni ne olursa olsun, rakip takımın kazanmasına yönelik davranış şu veya bu şekilde şikeye girer. Taktiğe, stratejiye falan değil. Belki ucuz kurnazlığa, korkaklığa. İspatı halinde ağır cezası da vardır.
Doğrusu, mücadeleni en iyi şekilde yapar, altın, gümüş, bronz, bakır, ne kazandıysan alırsın, şampiyonun elini sıkarsın.
Kasten yapılırsa, müsabakada fair play çerçevesinde mücadele eden takım ve oyuncuların, turnuvanın kaderiyle, herkesin emeğiyle oynamış olunur. O andan sonra yapılacak çok sayıda maçın, takımın, oyuncunun eşleşmesi değişir. Kazanmak esasıyla, göreviyle çıkmışsın, manipüle ediyosundur.
Mesela Polonya doğru yaklaşımla maça asılıyor, sen yalandan oynuyorsun. Sonra Polonya’nın maçtaki başarılı smaçörü (haklı veya haksız kendi bakışıyla) “rakip maçı bırakınca galibiyet kolay oluyor” deyiverir. Laf da bütün dünyaya yayılır.
Şatafatlı final çok güzel olacak falan derken, güzelliklerden oldukça beriye düşersin. Hadi kızalım desek, eee biz maçtan önce stratejiyi öyle belirlemişiz. Ne diyeceksin? Herşey yazılı ortada.
Takım formasını giyip çalışmış, takım arkadaşlığı yaşamış, kazanmış, kaybetmiş, sevinmiş, üzülmüş, o heyecanları bilen birine diyeceksin ki, “servisi dışarı at”. Üstelik milli maç seviyesinde.
Bunu kim diyecek? Kim göz yumacak? Bilmek istiyorum. Kim yapabilecek? Kimler gizli tutacak? Herkes suç ortağı olacak. “Stratejiyi” böyle tarifleyenler sahada olsa herhalde yapıverecek. Öyle mi?
Bir dünya veya Avrupa futbol şampiyonasında unutulmaz Almanya – Avusturya maçı olmuştu. Berabere biterse her ikisi de gruptan çıkacak, biri yenerse başka bir takım çıkacak. 90 dakika yan pas yaptılar. Bir adım koşmadılar. Seyirciler para vermis izledi, dünya ekranlardan izledi.
Dünya tarihinin en rezil maçı olmuştu. Aylarca tenkit edildiler, ceza desen hatırlamıyorum. “Onlar bile yapmış işte” denilmesi için yazmıyorum. Bu rezilliklerden utanıyorum ve fair play’in en güzeli yaşanan voleybola bulaşmamalı, bizim takımımıza hiç bulaşmamalı diyorum.
Milli takımımızın atılan, atılacak çamurların, kurnazlıkların sonucunu, bu saçmalığı temizlemesinin yolu, tüm maçları kazanmak. O da kolay birşey değil.
Bir düşünün turnuvanın devamı Polonya’da, Sırbistan’da, Brezilya’da olsaydı. Takım sahaya çıkınca ne olurdu? Islık ve yuhalama desibeli kaç olurdu? Haa, o zaman stratejiyi farklı belirlerdik . Bunu da geçelim. Bir diğer korkaklık olurdu.
Peki biz ters duruma düşsek, manipülasyonu yapan takım İstanbul’da turnuvanın devamına çıktığında neyle karşılaşırdı?
Yanlışlıkla hepsini yenip İtalya'ya yenilme senaryosu gerçekleşirse cevap hazır. Buraya yazayım. “Hoca İtalya'ya maçı sattı.” İtalya'dan kaçıyoruz, korkuyoruz, demek ki güçlü, favori. Sonra yenilirsek "maçı sattı". Bunu da geçelim.
Görüldüğü gibi, neresinden tutsan şapır şapır dökülüyor.
Bu görüşlerin, bazı spor etiğini içselleştirmemiş kültürün voleybola da bulaşması bildiğim bir ilk. Çok üzücü.
Deniyor ki, “bazı eski voleybolcular Polonya’ya kaybedelim” demiş. Kim, hangi milli sporcu demiş ya? Bilen bir link falan varsa aktarsın rica edeyim.
Ben takımın kasten hareket ettiğini hiç sanmıyorum. Bu konuda takımdan veya federasyondan çıt çıkar mı bilmiyorum. Karışsa, karışmasa bir türlü.
Ben karışabiliyorum. Herkes gibi bana da görüş vermek serbest.
Kritiğim spor etiğini, fair play’i içselleştirememiş olmamıza. Hepimizin serbest konuşabildiği sosyal medya ortamında sonuçları herkesi ilgilendiriyor.
Böyle yazıyor olmamız değil, böyle davranmayı düşünebiliyor olmamız üzücü olan. Benim ve benim gibi düşünenler için diyeyim. Kimileri hiç takılmıyor, takılmayacak olabilir.
Maçla ilgili detaylı sportif anaklizler her zamanki gibi gelecek.
İyi bir hafta sonu diliyor, okuyunlara saygılarımı
sunuyorum.
Turgut Soysal
Üçpas Yorum




Comments