TÜRKİYE 3-0 MACARİSTAN (ELDE 3)
Updated: Aug 27
26-24 25-21 25-14

Yazının Özeti:
Tebrikler millilere. Kayıpsız devam ediyoruz.
Diyeceksiniz ki Macaristan maçında kayıp mı olacaktı. Olmazdı. Ama bakıyorum etrafta (basın ve sosyal medyada) bayram havası esiyor, ben önümüzdeki ciddi maçları düşününce pek bayram havasına giremedim.
Santarelli takımı şöyle bir karıştırdı, iyi karıştırdı. Bugüne kadar, kritik maçlarda ihtiyaç duyulabilecek kenardakiler de süre alsa dediğimiz (Eda Erdem hariç) tüm oyuncuları ilk 7 de 15000 seyircinin önüne sürüverdi. İlkin, Kisal, Elif yerine, Yaprak, Deniz, Cansu.
Son dönemler süre bulamayan bu kıymetli oyuncularla takım sudan çıkmış balık gibi kaldı epey bir süre. Kenardakiler kendilerini hazır tutmamış da verilen fırsatı kullanmadılar mı diyeceğiz, kenarda beklemenin getirdiği taze özgüvensizlik mi, birdenbire 3 bekleyen oyuncunun aynı anda sahada olması mı, bilmem.
Sıkıntının oluşmasında hocanın tuzu bol...
Yazının Devamı:
Son dönemler süre bulamayan bu kıymetli oyuncularla takım sudan çıkmış balık gibi kaldı epey bir süre. Kenardakiler kendilerini hazır tutmamış da verilen fırsatı kullanmadılar mı diyeceğiz, kenarda beklemenin getirdiği taze özgüvensizlik mi, birdenbire 3 bekleyen oyuncunun aynı anda sahada olması mı, bilmem.
Yeni gelen üçlü maçın başından itibaren sanki takımla ilk defa buluşmuş havasındaydılar. Beraberinde içerde kalan Hande ve Gizem’in performansı da düştü. Ayakta kalanlar Zehra ve takımı olduğu gibi yüklenen Vargas’tı.
Molada hoca, “bütün sayıları Mile mi yapacak, böyle oyun istemiyoruz” dedi. Biz de istemiyoruz da, sıkıntıda hocanın tuzu bol.
Bir prensibi var, başladığı oyuncuları çıkarmıyor. Onları yükseltmeye çalışıyor. Oyuncu yükseliyor, bunu izliyoruz. Hatalara düşerlerse hemen çıkarılmış da olmuyorlar. Ama üçü birden olunca, hepsi yükselene kadar takım çöküyor.

Bugün prensibi dışına çıkarak son set Gizem yerine Eylül’e döndü. Nedeni sakatlık sıkıntısı diye düşünüyorum. Gizem ani hızlanma yapamıyor. Antrenmanlarda dizindeki ateli hatırlıyoruz. Benim kafamdaki tahminim güçlendi, demek o nedenle Eylül “DS smaçör” formasıyla değil, libero formasıyla sahada.
Maçın sonlarına doğru, Saliha ve Derya da, Yaprak ve Hande’nin yerine sahaya girdiler.
Maç zaten kazanılmış, stres ortadan kalkmıştı. Bu 6 sayılık sürede Derya parladı. Geçen maç 1 top almış net bir şekilde ben buradayım demişti. Bu kez ilerledik. Servise girdi, 6 servislik serisiyle maçı bitirdik.
İlk servisin devamındaki kontratakta Cansu şimdi arkaya Derya’ya atacak diye düşündüm, aynen öyle oldu ve
maçın (bazı Vargas sayılarının dışında) en güzel atağımız geliyorum diyerek geldi.
Defansta da gelen az sayıda topu %100 başarılı çevirdi Derya.
Hoca Derya’yı takıma monte etme yolunda 3 maçtır yaptığına benzer hassas uygulamayı neden diğer 3 lüye yapmadı acaba. Tabii daha öncelerden başlaması gerekiyordu. Belki A takımını oturtmaktan vakit ayıramadı.
Yaprak net atak performansı (5-3=2)/20, %10. Karşılama 10 topta 1 hata, %20 - %0. Yaprak bu değil.
Hande atakta net (6-5=1 )/16, %6. 1 blok. Karşılama 11 topta 2 hata, %45 - %27. Hande’yi çıkmışken inişe çevirmiş bulunuyoruz.
Deniz atakta (3-1=2)/8, %25. 2 blok. İstatistikteki pozitifler maçın son setinin ikinci yarısında. İlk set atak net 0/5.
Cansu’nun da oyununu stresli ve telaşlı olarak tanımlayabilirim. Deniz’de ısrar, ikinci pas ataklarında acele.
Kötü manşetler. İstatistikte görünmeyen karşı sahaya kaçırmalar. Etrafın dağınıklığı Cansu’yu zorladı ve çare “hep Vargas” olarak ortaya çıktı.
Elif, Kisal ve İlkin’in dinlenmiş olmaları 2 gün sonraki Almanya maçı için artı.
Dışarıdan ilk 7 ye gelen oyuncuların bu denli hazırlıksız izlenim vermeleri eksi. Eksi ağırlıklı olarak hocaya yazılır.
(Diğer bir ihtimal de, hoca “oynatmadıklarımı neden oynatmadığım bari bu maçta belli olsun” diye düşünmüş müdür? Onları da oynat diye baskı var mıdır? Sanmıyorum da, kendi seçtiği takımı takıma, işverenine, seyirciye, basına, kamuoyuna anlatmak için herkese şans vermiş olmak fena bir yöntem değil. Tabii vakit lazım, daha erkenden şans vererek.)
Şimdi ev ödevlerimiz karıştı. A takımı geri mi toparlayacağız, bugünkü sınavzedeleri mi muhtemel göreve hazırlayacağız... Eda Erdem bu işlerin neresinde? Derya neresinde?
Hocanın Eda'yı buraya çağırıp kenarda seyirci görevi verip evine geri göndereceğini sanmıyorum. Öyleyse ne zaman ortaya çıkacak?
Bence Derya hocaya ufak ve yeni bir problem çıkardı, yeni bir ufuk açtı. Bakalım Polonya’dan önce son maç olan (formsuz) Almanya karşısında kimleri izleyeceğiz? Neyse, ortalığı ve yazıyı dağıttık, toplayalım.
Pek vakit kalmıyor, kervan yolda düzenlenecek. Aklımızda bu maçlar değil, Sırbistan, İtalya maçları... Oraya en iyi şekilde varmak.
Yarın bize zaman zaman iş çıkaran Almanya maçımız var. Hocaya, teknik ekibine ve takıma kolay gelsin diyoruz.

PS: Maç sonrası genç rakip oyuncular yıldız oyuncularımızla gelip resim çektiriyorlar. Kimi farklı popüler branşlarda olup bitenin yanında ne güzel görüntüler...





Comments