2026 YA GİRERKEN...
Updated: Aug 18
İYİ YILLAR DİLİYORUM.
Yazının Özeti:
(451 Facebook like)
2026 ya girerken, spor dünyasında olan biten çarpıcı gelişmeleri, beraberinde Voelybol çevresindeki gündemi derinlemesine irdeliyoruz... Basketbol fenomeni Caitlin Clark, Kamila Valieva'dan Jannick Skinner'e doping skandalları, FBI'ın NBA takımlarındaki bahis şikelerinini peşine düşmesi, yıldız sporcuların 12 aya uzayan sezonda nasıl korunmaları gerektiği, VNL hangi kadroyla oynanmalı gibi geniş kapsamlı bir spor sohbeti...

Yazının Tamamı:
2023 Voleybol sezonunda başladığım amatör spor sohbetlerinde 2500 takipçiye varmışız. Eski sporcu ve antrenör olarak paylaştıklarımın okunması ve tartışılması ilave motivasyon. İlgileriniz için teşekkür ederim.
Beraberinde belli ölçüde sorumluluk duygusu da oluşturuyor. Yazarlık benim profesyonel işim değil ve bazı dönemler heyecanlı maçları, olayları kaçırabiliyoruz.
Uzunca yazı sanıldığından oldukça fazla zaman alıyor. Bazen “aman çok uzun” gibi geri bildirimler alıyorum. Yapacak birşey yok. Oturunca uzun olabiliyor...
Bu yılsonu / yılbaşı yazısı da uzun kaçabilir. Baştan söylemiş olayım .
Benzeri bir sohbeti 15 yaşındaki fenomenal artistik buz dansı yıldızı Kamila Valieva’nın 2022 Toıkyo Olimpiyatlarında aldığı 4 yıllık doping cezası vesilesiyle yapmıştık. Buz dansı Valieva’yı göremeden kaybetti, ona ilacı yutturan ünlü koçu Eferi Tutberidze ve diğer yetişkin sorumlulara o gün bu gün hiç birşey olmadı.
Genç Rus sporcu haşince cezalandırılırken, bu yıl başlarında dünya bir numarası İtalyan tenisçi Jannik Sinner kendi doping vakasından (sadece) 3 ay cezayla yırttı, “tenise para lazım, para için heyecan ve rekabet lazım, sana ihtiyacımız var, bir daha yapmazsın değil mi” demek oluyor bende.
Üçpas Yorum “Fair Play”i seviyor.
Fair Play deki “fair” kelimesi Türkçe’ye “adil, dürüst” olarak çevriliyor. Adil yarışma, dürüst yarışma... Bir şekilde bu tercüme zayıf kalıyor diye hissediyorum, ancak daha doyurucu ifade bilemiyorum. Herhalde bu nedenle İngilizce’sini kullanıyoruz.
Fair play’den devam edelim... Bahise girelim...
Önceden beri varsa da, 2025, “sporda bahis” in öne çıktığı bir yıl oldu.
Bir zamanlar 13 maçlık spor toto ve at yarışı bilirdik. Babalar, dayılarla ortaklaşa tablolar hazırlar, sistemli spor toto tahminleriyle uğraşırdık. Maçları direk (banko), 2 ihtimalli, 3 ihtimalli, sürpriz gibi kategorilere ayırıp, matematik denklemlerle yüzlerce kolon doldurduğumuz, hafta sonu heyecanla kuponları kontrole daldığımız bir dönem yaşadım.
Tutturduğumuz bölümler haliyle olmuştu ama oynamaya verilen paranın geri dönmediği başarısızlık örneğiydi bizimki. Tahmin yaparkenki tartışmaları, her birimiz tuttuğumuz takımın taraftarlığını bir kenara bırakarak değerlendirmenin zorluğunu, büyükler gençler takım olup ortak bir faaliyet yapmanın heyecanını güzel anılar olarak hatırlarım. Eğer bahis sayılırsa, benim bahis faaliyetim spor toto eğlencemizden ibaret.
13 maçlık, 10-11-12-13 tuturmanın gerektiği bir denklemde, bir iki maçın sonucunu kehanetle bilsek dahi kazanmaya etkisi sınırlı. Birileri şike yapıp bilse de sınırlı.
Bugünkü bahis teknolojisinde, bir maçın bir devresinde kaç sarı kart olur kadar “TEK BİR KONU” bahse açık. Yüzlerce tek bir konu var. Bu yöntemde doğru tahminler, kehanetler (veya manipülasyonlar) sonuca yüzde yüz etken.
Ben uğraşmıyorum. Merak edip sardırırsam o kadar vakit ayıracak halim yok diye korkarım. Yasak bahis oyununun serbest olandan ne farkı vardır onu da bilmiyorum.
Devlet kontrollü legal bahis sitelerine erişmek, oynamak pratik, bahis oynamanın önü açık. Bahis oynayan kendini kontrol edecek.
Tenkit ettiğimiz, as sporcuların 12 aylık sezonlara itelenmelerinin gerisinde spor organizasyonlarının ihtiyaçlarında önemi artan “para” başlığıyla birlikte, bahis sitelerinin de etken olduğunu görebiliyoruz.
Örneğin bahis siteleri spora resmen sponsor oluyor.
Volleyball World’den VNL maçı izlerken yayın sponsorunun adı 1xBET. Böyle olduğunu görünce, sponsorun VNL maçlarının olabildiğince tekrarlı, heyecanlı, as oyuncularla yapılmasını isteyeceğini tahmin edebiliriz.
Bahis... Dünya çapında hem legal, hem benim düşünebildiğimden öte popüler.
Oynayan memnun ve istiyor ki oynuyor.
Oynatan memnun, işi bu ve para kazanıyor.
Lig organizatörleri, federasyonlar memnun, onlara sporsorluk olarak para geliyor.
Devlet anlaşılan memnun, (legal sitelerden) vergi alıyor.
Herkes memnun. Güzel yani.
Nitekim federasyonlar ve devletler yönetmelikleri yoluyla bahis organizasyonunu düzenliyor ve kontrol ediyor. (Kontrolde zorlanıyor. Bkz aşağıda.)
Geçtiğimiz aylarda ABD Merkezi Emniyet Teşkilatı FBI, bahisin belli ve hileli bir şeklini dünya gündeminin dikkatine getirdi. Futbol federasyonumuz TFF’yi peşine kattı.
FBI Başkanı Kash Patel, sırtına 4-5 kelli felli yardımcısını alıp TV kameraları karşısına geçerek, ünlü ABD Basketbol Ligi NBA’nin bazı koç ve oyuncularının bulaştığı bahisle bağlantılı manipilasyonu, göz altına alınanlar dahil açıkladı. “Bu iş bu kadar değil, devamının peşindeyiz” diye de ilave etti.

Hemen arkasından TFF ellerinde 3000 kadar yönetmeliklere aykırı bahis oynandığı bilgisi olduğunu açıkladı. İlgili idari ve adli süreçler patırdılı şekilde devam ediyor. TFF’nin elinde bu bilgiler varken açıklama ve düğmeye basma neden FBI açıklamasının hemen arkasına denk düştü?
Benim tahminlerim, FBI’ın açıklaması fırsat olmuş, yani “sadece bizde yok” özürü, eldekileri ortaya koymaya fırsat teşkil etmiş. Diğer ihtimal, TFF ancak hazır olmuş, FBI’ın zamanlaması tamamen tesadüf. Veya eldekiler lazım olur diye biriktirilmiş, işe yarayacağı zamana saklanmış. Bu sonuncusuna ihtimal vermeyeyim.
Tüm spor organizasyonlarında bahis kurallara tabi. Yani işin içindekilere, oyunculara, antrenör ekiplerine, hakemlere, idarecilere yasak. Kontrolü ise karmaşık. Binlerce kişi bahis oynayacak, işin içindekiler oynamayacak ve bu kontrol altında tutulacak.
Bir bölümü sadece spor yönetmelikleri değil, adli açılardan da problemli. Sportif cezaya ilave olarak, adli müeyyideler söz konusu.
“Şike”, takımların maçı kazanmak amacıyla karşı tarafı ve/veya hakemi razı etmesiyse, bahis amaçlı manipülasyon farklı. Amaç takımın maçı kazanması değil, bahisçinin para kazanması.
“TEK BİR KONU” üzerinden bahis mümkün olduğu için, maç içinde aktörlerden bu “tek konuyla” ilgili maçı kazanmak amacı dışındaki kasti bir davranış sonuca direk etkili.
FBI örneğindeki basketbolcu hakkında, bir devrede kendi ortalamalarının çok altında sayı yapacak yönünde bahis oynanıyor, oyuncu sakatlanma numarasıyla oyundan çıkıyor. Bu kadar basit ve "unfair".
Bunca maç, bunca oyuncu, hakem ve bahisçi varken, niyeti bozana, bu tip manipülasyonlar için oldukça açık bir alan var.
Doping kontrolu için ulusal ve uluslar arası kurulmuş organizasynları ve faaliyetleri epey incelemişliğim var. Bir o kadarı, sanal dünyayla karışık “Fair Bahis” için gerekecek diye korkarım. Gerekli kontrol kapsamına yeni uyanıyoruz bana göre.
TFF’nin 3000 örneği elinde bekletmesini güzel olmamış. İlk belirlediklerinin üzerine gitmeleri, gerekli müeyyideleri hızla uyglamaları yaygınlaşmaya engel olurdu diye düşünüyorum.
Benim bakışımla 2025 yılındaki bahis ve adına “şikeli bahis” diyeceğim kavramların hikayesi böyle. Bakalım devamını izleyeceğiz.
Para, finansman...
Günümüzde takımlardan önce sanki ligler, branşlar paranın peşinde birbiriyle yarışma halinde. ABD’de anca kurulabilen profesyonel kadın voleybol ligi, ilgi ve gelir sağlamakta zorlanıyor ve ayaklanamıyor. O kadar çok sportif seçenek (rekabet diye okunur) var ki...
Amerikan futbolu, NBA, Futbol, Baseball, Buz hokeyi, Tenis, Golf, ABD Voleybol Üniversite Ligi NCAA, daha neler neler... Pro Voleybol ligini izleyecek kişi neyi bırakacak, veya insanlar spor için filmden, sanattan, müzikten, aileden, arkadaştan, sevgiliden, okuldan zaman mı çalacak...
Daha yeni emekliliğini ilan eden ABD’li efsane smaçör, Türkiye Liginde iki ayrı dönem izlediğimiz “Boss” lakaplı Jordan Larson, kariyerine kulüp başkanı olarak devam ediyor. Kulüp başkanı tabiri tam doğru olmadı, çünkü başkanı olduğu yer, son dönemler ABD Üniversite Ligi şampiyonlarından Nebraska.
Yani NCAA Üniversite Ligi takımıının başkanı. Kurulan profesyonel ligdeki bir kulüp değil. Güvenemiyor ki, veya cezbetmiyor ki oraya yönelmedi. Yeni ABD Pro liginin, her şeyden önce ABD Üniversite liginden ilgi çalması gerekiyor. Şu ana kadar çalamıyor.
Voleybol bir tarafa, yılların ABD kadın basketbol ligi WNBA sürekli zararla sarsılıyor, oyuncuları gelir düşüklüğünden yakınıyor. Gelirleri bence gerçekten düşük. Ama belediyeler falan profesyonel takımlara orada para vermiyor. Lig kendi kazanacak.. Seyirciden, sponsordan...
Bu rekabet içinde, ilgi peşinde, voleybolcularımızı 12 ay oradan oraya maça sürüklemeyi amaçlayan FIVB, CEV e itiraz ededuralım, onlar branşı yaymak, diğer branşlardan çalıp izleyici bazını genişletmek amacıyla en atraktif maçlarla, voleybolu yaz sezonunda haftalar süren organizasyonlara yöneltiyorlar. Tüm takvimi dolduran, kendi yayınladıkları inanılmaz fikstürleri buralarda defalarca paylaştık.
“Kimse güzel olmayan birşey izlemek istemiyor” diyor bana yetkili bir spor idarecisi. Bu nedenle milli takım turnuvası mı var, en ünlüler gelsin isteniyor. Sponsorların, bahisçilerin talebi FIVB ve CEV ile aynı yönde olacak. Yani kabak uluslar arası maç oynama seviyesindeki oyuncuların başına patlıyor.
As oyunculara mutlaka gelir artışı sağlayan bu trendde, onların kendilerini yönetmeleri gerekiyor. Yani oynayabilecekleri yılları performanslı oynayabilmek ve sonrasında normal sıhhatli bir insan gibi yaşayabilmek için antrenman, maç, dinlenme ve rehabilitasyon dengelerine dikkat etmeliler. Fiziksel ve mental.
Kadınlar için annelik konusu ilave olduğundan daha zor. Onlara, tüm uluslar arası platformda müsabaka yapan as sporculara kolay gelsin diyoruz.
Caitlin Clark Fenomeni... (İnternet fenomeni değil..)
2025 baktığımda, benim dikkatimi çeken en ilginç sporculardan biri WNBA İndiana Fever basketbolcusu Caitlin Clark.
Üniversite takımından gelir gelmez tüm WNBA rekorlarını kıran Caitlin Clark, diğer oyuncular düşük gelirleri nedeniyle yakınırken, Nike’la 7 seneliğine 27 milyon dolarlık anlaşmaya imza atmakla kalmadı, onun varlığı tüm WNBA ratinglerini, gelirlerini yukarı sıçrattı.
Diğer oyuncular Clark liderliğinin kıymetini bileceklerine, kıskanıp sakatlamak dahil düşman kesildiler.
Sezonu sakat bitiren Clark, gitti yaz dönemi Golf turnuvalarına girdi ve orada da bir dolu çaylak oyuncu rekorunu kırıverdi. Dünya ikinci sırasındaki Nelly Korda’yla direk yarışır hale geldi. Golf çevreleri bırakın kıskanmayı, Clark’ı bağırlarına bastılar. Clark’ın kişiliği, basketboldan sonra Golf’un izleyici sayısını sıçrattı.
Project B isimli, Singapur merkezli, WNBA’nin önüne geçmeyi hedefleyen yeni bir lig, Clark’a yılda 20 milyon dolar teklif etti. Clark, ben WNBA’de büyüdüm, benim yerim burası diyerek teklifi geri çevirdi. WNBA – Indiana Fever takımında maaşı yılda sadece 120.000 dolar.
Anlayacağınız hem sportif, hem “stratejik planlama” açılarından Clark “üstün ırk” mensubu. Ünversite ligi oyuncusuyken Paris olimpiyat takımına alınmayan Clark, peşinden geldiği WNBA’de tüm millileri deyim yerindeyse ipe dizdi. Bakalım bu sezon dengeler nasıl oluşacak, WNBA yöneticileri yerlerini koruyacak mı, vizyonsuzlukları sonucu aldıkları tenkitler nedeniyle gönderilecekler mi...
Clark’ın sezon boşluğu faaliyeti kendine has. Seçtiği spor basketbolda yaşadığı sakatlıklar açısından rehabilitasyon anlamı taşıyor ve tam nokta atışı. Golf’ten ayağının tozuyla basketbol milli takım kampına geldi (bu defa alındı oraya tabii) ve ortalığı kasıp kavuruyor.

Biz, yaz başı aldığı izinle rehabilite olup yaz sonu milli takıma kendi en üst seviyesinde geri dönüş örneğini 40 yaşına merdiven dayamış Eda Erdem’de yaşadık. Bütün yaz takımla birlikte olanların nasıl önüne geçiverdi.
Karşımızdaki diğer bir çarpıcı örnek, bu konudaki deneyimini iki sezondur anlatan, Hakeem Olajuwon’la ferdi çalışmalarını uzun videolarla paylaşan Alperen Şengün.
Oyuncu müsabaka sezonunda takımla beraberken kendi özel eksiklerini tamamlayamıyor, hatalarını düzeltemiyor. Sezon dışı bir dönemde sadece rehabilitasyon değil, belli konularda şahsi çalışma gerekiyor.
Ne bileyim, mesela bir genç milli oyuncumuzu bir yaz aradan sonra pasör çaprazıyken veya orta oyuncuyken, (bir zamanlar Hande Baladın’ın yapabildiği gibi) yeni sezon başı smaçörde görebilsek.
Veya yazın gidip geldiğinde bir smaçörümüzün servis karşılamasını %20 yukarı çekmiş olduğunu izlesek.
Böyle bir çalışmanın mali ve organizasyon güçlükleri, yoruculuğu olacağı açık, ama Alperen’de, Eda’da gördüğümüz gibi etkisi net.
VNL turnuvasına A takımla gitmeyelim diye tekrar yazayım. FIVB ciler, CEV ciler, yayıncılar, sponsorlar ne derse desin...
2025 yılı Sultanlar ligi ilk devresinde parlayan takım Vakıfbank. Şampiyon olmak isteyenin Vakıfbank’ı geçmesi gerekecek. Diğer yükselenler Zeren Spor ve Galatasaray. Gittikçe inen THY, bakalım yeni gelen, İtalya milli takımının bir önceki hocasıyla ne yapacaklar.
2026 da, ligimizin daha da çekişmeli hale gelmesini bekleyebiliriz. Bir diğer olimpiyat şampiyonu İtalyan oyuncu Antropova’nın Eczacıbaşı’na katılacak olmasıyla en üstteki rekabet sertleşecek.
Zeren hariç, milli takım dahil tüm iddialı takımlarımızın hocaları İtalyan oldu. Bu takımlar kendi kıymetli bütçeleriyle birbirinden bağımsız hepsi İtalyan seçiyorsa, İtalyan hocalar iyi bir ekol yakalamış, bizim antrenerlerimiz ve onları yetiştirecek federasyonumuz ise epey geri kalmış anlamına geliyor. Direk mantık böyle.
Kadın Voleybolcularımız, (turnuva boyu voleybola yakın izleyicilerin içine sinmeyen performanslarıyla) dünya ikincisi oluverdiler. Dünya İkincisi. Yani, atlanmasın diye bir daha yazdım. Finali İtalya’ya sadece 3-2 kaybettik. Bir de iyi oynuyorlar desek acaba ne olacaktı?
2026 yazındaki Avrupa şampiyonasının yine İtalya, Sırbistan, Türkiye arasında geçmesi beklenir (sırayı centilmenlik yaklaşımıyla yazdım). Rusya dahil ol(a)madığı sürece. Başka hiçbir sporda bu seviyede istikrar yakalamış değiliz. Emeği geçen, her seviyede katkı verenleri kutluyoruz.
2026 yılında sporseverlere bol heyecanlı, fair play’li, milli takımda başarılı bir sezon diliyorum.
Turgut Soysal
Üç Pas Yorum




Comments