13 ŞUBAT 2022 DEN SPOR DÜNYASINA BAKIŞ
KAMİLA VALİEVA'NIN DRAMI
Yazının Özeti:
Spor dünyası, Pekin Kış Olimpiyatlarının muhtemel parlayan yıldızı 15 yaşındaki Rus artistik buz patencisi Kamila Valieva’ nın pozitif çıkan doping testi ile çalkalanıyor. Ona ilacı içirenlere hiç birşey olmazken, Kamila 4 yıl ceza alıyor. 2027 de geri dönecek... Bu haksızlıkla başlayan dünyadaki ve ülkemizdeki tartışmalı spor olayları arasında dolaşıyoruz...

Yazının Tamamı:
Bugün 13 Şubat 2022. Spor etiği ve politikaları dünyasında bir gezintiye çıkalım. Kapalı, bulutlu soğuk bir İstanbul pazarındayız… Sokaklar tatsız. Yarın CAS da, çok önemli bir spor mahkemesi var. Konumuz da kısmen kasvetli, hava durumu ile gayet uyumlu …
Spor dünyası, Pekin Kış Olimpiyatlarının muhtemel parlayan yıldızı 15 yaşındaki Rus artistik buz patencisi Kamila Valieva’ nın pozitif çıkan doping testi ile çalkalanıyor. Valieva’ nın eşsiz performansı ile birlikte ROC ekibi takım yarışmasını kazandı bile. Ama Valieva’ nın doping testi pozitif çıktığı için madalya töreni ertelendi. Madalyaların verilip verilemeyeceği, Valieva’ nın haftaya tekler yarışında yarışıp yarışamayacağı, yıldızlığının yaşanıp yaşanamayacağı CAS mahkemesinde karara bağlanacak. Valieva, duraksama yaşayan artistik buz patenine yıllar sonra yeni bir nefes getiren, hiç denenmemiş figürler katan üstün yetenekli bir yıldız olarak görülüyor.
Biliyorsunuz Rusya doping konusunda sabıkalı. Resmen sabıkalı. Olimpiyatlar’ da Rusya bayrağı ile Rusya Milli Takımı olarak yarışamıyor. ROC ( Rusya Olimpiyat Komitesi ) adı altında oluşturulan yaratıcı çözüm sayesinde dopinge bulaşmamış Rus sporcular, uluslararası doping ajansı gözetiminde ROC takımı olarak yarışma izni alıyorlar. Kamila Valieva onlardan biri. 15 yaşında ve reşit değil. Koçu, Dünya Şampiyonu buz patencileri yetiştiren, ( tartışmalı görüşleri ile de ) ünlü Eteri Tutberidze, Moskova’ daki Sambo 70 buz pateni kulübünün Head Coach’ u.
Dünya, reşit olmayan 15 yaşındaki sporcunun kanında bulunan trimetazidine nedeni ile etrafındaki yetişkinlerin ceza almasını talep ediyor. Tutberidze, mahkeme öncesi açıklamış : “Kamila temiz ve suçsuz. Bu bir teorem değil, bir aksiyom, yani ispata ihtiyacı yok. Biz atletlerimiz ile sonuna kadar beraberiz, üzüntüde ve sevinçte.” İlave de etmiş “ama konu karmaşık”…
Tutberidze' nin sofistike kişiliğine örnek olarak, bu defa çok doğru bulduğum farklı bir açıklamasını da aktarmak istiyorum : "Şampiyon sadece bir atlet değil, aynı zamanda bir şahsiyettir". Koç, sporcularını amansız antrenman yaşamına sokarken, onların aynı zamanda çok kitap okumalarını, operaya, tiyatroya gitmelerini, kendilerini sosyal alanlarda geliştirmelerini, klasikten rap'e kadar değişik müzikler dinlemelerini de talep ediyor... Evet, kolay gelsin diyeceğiz.

Katerina Witt, eski Doğu Almanya’ nın efsane patencisi, twitter’ dan CAS’ a haykırıyor : “Kamila, edindiği yepyeni figürleri, estetiği, kanındaki ilaç sayesinde edinmedi. Bunları yeteneği ile başardı. Bu sporu Valieva’ sız bırakmayın. 15 yaşında, onun sorumluluğu olamaz. Ceza verecekseniz, etrafındaki bütün yetişkinleri ömür boyu men edin.”
Yarınki kararı bekleyeceğiz. Kamila’ nın takım madalyası beklemede, antrenman yapmasına izin verilmiş, antrenmana odaklanabilmiş ve buz pistinden Sia’ nın “ I’m invincible ” şarkısı eşliğinde ayrılmış. Düşünün artık ne kulisler dönüyordur yapılan açıklamaların ötesinde. Şunu da düşünün, mahkeme heyetinde olsanız ne karar verirdiniz…

Doping atletin sıhhati ile oynamanın yanında, “sporda başkasının hakkını yemek” anlamına da geldiği için, benim takıntılı olduğum bir konu. Her yerde başkasının hakkı yeniyor. Spor ise, tersine bunun olmaması gereken bir alan. Ama çok fazlasıyla oluyor. Para için, ün için, politika için. Maria Sharapova’ yı hatırlatayım ünlülerden sadece… Türkiye spor dünyasının maalesef bolca doping hikayesi var. Gruplar halinde. Kadın atletler, halterciler, güreşçiler, maalesef milli basketbolcular, neler… isim saymıyorum. Wikipedia’ ya “doping cezalı Türk sporcular deyin”, liste orada. Veya daha güncel yasaklı dünyalılar listesi arıyorsanız, aşağıda verdiğim wada sitesinden “cezalı sporcular” “prohibited athletes” ordusunu gözden geçirin.
En kızdığım ve isyan ettiğim doping olayını 2012 Londra Olimpiyatları sırasında ve sonrasında yaşadım. 1500 metre kadınlarda Aslı Alptekin Çakır birinci, Gamze Bulut, bütün dünyayı geride bırakıp ikinci oldular. TV karşısında çığlıklar attım, dakikalarca ayakta alkışladım bu büyük başarıyı. Sokaklara çıkıp bayrak taşıdım. Peşinden Aslı Alptekin dopingli çıktı ve madalyası alındı, ikinci gelen Gamze Bulut’ a verildi. Şok oldum. Bir süre sonra o da dopingli çıktı ve altın madalya üçüncü gelen İngiliz atlete devroldu. Artık şok falan olmadım.
İngiliz atletin ne kabahati vardı ki birinciliğini yaşamadı. Veya benim ve benim gibi hissedenlerin ne kabahati vardı bu kadar haksızca sevince kaptırıldık, aldatıldık. Bu işlerin sorumluları hayat boyu utansın. Alptekin’ in adı atletizm tesisine verilmişti, geri alındı. Devletten aldıkları altınları ise geri vermediklerini duyuyoruz doğru ise. Bilmem artık. Üsküdar Belediyesi Kulübü 2012 de “Aslı Alptekin : Türkiye’ ye feda olsun bu madalya” mesajı yayınladı. Hala çıkıyor internette karşıma. Sizlerde kalsın böyle madalya, ben istemiyorum. Utanıyorum o yarışı düşündükçe.
Meraklılar, dopingle ilgili tüm bilgileri, dünya anti-doping ajansının ( wada ) yapısını ve faaliyetlerini burada bulabilirler.
Atletler, sporcular, kendi sorumluluklarının bilincinde midirler acaba ? Kendilerini aşağıdaki test ve cevaplarını gözden geçirerek kontrol edebilirler. Sporcuların sorumlulukları sandıklarından fazla. “Başkası ilacı yemeğime filan katmış, haberim yoktu” larla, örnek idrar vermemek için köşe bucak kaçmakla şahsi sorumluluktan kurtulamayacaklarını mutlaka biliyor olmalılar, ve 10 soruluk bu basit ve hayati testi mutlaka elden geçirmeliler. Sporcu olmayan meraklılar da kendi bilgilerini test edebilirler, sporcu akraba ve tanıdıklarına yollayabilirler.
Sultanlara gelmeden önce “ithal sporcular” konusunu da açmak istiyorum. Bunu açarken, ülkelerinden daha iyi şartlarda yaşamak, politik baskılardan kurtulmak, gelir sağlamak, sporunu daha üst seviyede yapabilmek, Türkiye’ ye sempati duymak… her nedenle olursa olsun yerini yurdunu bırakıp yanımıza gelmiş tüm sporcuların şahıslarını konunun dışında tuttuğumu belirtmek isterim. Onlar her durumda aramıza hoş geldiler, sefa getirdiler. Dünyada başka yerlere göç etmek diye bir şey var, zor bir şey aslında, bizim etrafımızda da oluyor başka diyarlara göçenler…
Behsettiğim sorun, ün, politika, veya rakiplere karşı hızla avantaj sağlamak amacı ile, organize ederek milli takımlara sporcu ithal etmek. Kulüp takımlarının oyuncu transferinin bununla bir alakası yok. Kulüp yarışmaları futboldan başlayarak, basketbol, voleybol her yerde dünya vatandaşlarından kurulu takımlarla yapılıyor. Böyle ve geri dönülmesi mümkün değil. Güzel. Konumuz milli takımlar seviyesinde.
Spor bakanlığı yapmış milletvekili Erdoğan Toprak, meclis kürsüsünden verdiği soru önergesinde, ( Türk vatandaşlığını kabul ettikten sonra aldıkları Türkçe ön isim ve muhafaza ettikleri kendi dillerinden kısa soyadlarını vererek ) olimpiyata gönderilen bir düzine masa tenisçilerini sayıp “bu sporcuları tanıyor musunuz” diyordu. Apar topar olimpiyata yollanan ( yukarıda aramıza hoş geldiler dediğim ) bu insanları getirenler, kimi gencimizin olimpiyata gitmesini engellediler. Kel alaka bizi onlara temsil ettirdiler. Gülünç yani. Beni neden bu insanlara temsil ettiriyorsunuz ? Milli takımda madalya kazandırırlarsa beni nasıl gururlandıracaklar. Listedeki madalya rakamı ise mevzu, ne kazanacağım, nasıl gururlanacağım?
Daha farklı durumlar var, farklı hissedip farklı düşüneceğimiz. Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’ da azınlık Türklere kötü davranıldığı, baskı yapıldığı dönemde Türkiye’ ye kaçarak iltica etti. Türkiye, CAS mahkemesinde onu bırakmak istemeyen Bulgaristan’ a karşı mahkeme kazanarak milli forma ile yarıştırabildi ve hepimiz başarıları ile yıllarca gururlandık. Keza küçük yaşta ülkemize gelen, spordaki gelişmelerini aramızda yaşayan, örneğin eski Yugoslavya asıllı sporcular, veya transferle veya ( gerçekten ) evlenerek gelip uzun zaman aramızda yaşayıp bizden biri olan, milli takımda alkışladığımız Rusya asıllı Voleybolcu Natalia Hanikoğlu veya Amerikalı basketbolcu Boby Dixon ( Ali Muhammed ), hatta şimdilerde Anadolu Efes’ in artık bizden gördüğümüz efsane guard’ ı Shane Larkin, Süleymanoğlu ile aynı anlamda örnekler.
Ne demek istediğimi anlatabiliyorum umarım, herkes kendi hissiyatında farklı düşünebilir, ben kendi düşünce yapımı aktarmış oluyorum.
Nihayet Sultanlara gelelim…

Amatör sporcuyum, hayat boyu. Aslında eğitimli basketbol altyapı antrenörüyüm ve kendim basketbol oynadım. Ama son 10 yıldır ilgilendiğim birinci branş kadın voleybolumuz. Merakım Neslihan Demir’ in gençliğinde milli takım turnuvalarında sayı kralı olması ve milli takımın sürpriz başarıları ile başladı. Önceden, Cengiz Göllü hoca döneminden başlayan temel üzerine inşa edilen başarılar.
Sultanlar, oyuncuları, altyapısı, yöneticileri, hocaları, kulüpleri, federasyonları ile, Türk gencini, Türk kadınını en iyi şekilde temsil edenler. Sürekli ve yıllardır, yılmadan çalışarak. Centilmenler, kazanmayı, kaybetmeyi bilirler. Yukarıda bahsettiğim doping vukuatları hiç yok, anlattığım olumsuz anlamda ithal milli takım oyuncularımız yok. Bunların benim Voleybola sevgim için önemini anlıyorsunuz. Umarım hep böyle de kalır.
Hepsi kendi aramızdan çıkmış, burada spora başlamış, dünyanın en üst seviyelerine gelmiş sporcular. Varlıkları ile, yaptıkları ile, başarıları ile geriden gelenlere en iyi örnekler. Koçun dediği gibi, hem şampiyonlar, hem şahsiyetler. Sporları çok heyecanlı, estetik ve zor. Bravo Sultanlar, iyi ki varsınız. Hepinizin emeğine sağlık. Başarılarınızın devamını, Türkiye’ nin voleybolda bütün dünya voleybolcularına bir çekim noktası olarak kalmasını, yaşadığımız bu gurur ve şansın devamını diliyorum.
Hepinize iyi Pazarlar…
Turgut Soysal




Comments